Gittim, zulmü ve pervasızlığı gözlerimle gördüm, hiddete ve şiddete bizzat şahit oldum, döndüm. Bu kayıtlar, o gün haksızca biber gazı, su ve cop yiyenlerin hatrına bir süre daha burda. Sunu da unutmayın: Ne kadar çoğaltırsanız o kadar çoğalırız.
Dinlediğiniz şarkılar bir dönemin efsane kayıtlari. Cem Karaca'nın Dervişan eşliğinde seslendirdiği "1 Mayıs" ve "Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini", memlekette yapılmış en coşkulu politik sarkılar. (...)
Buyrun Murat Meriç'in Myspace sayfasından dinleyin.
1 yorum:
Jean Genet "işkenceciye kendi dilinde hitap etmeli" diyordu. bu söze ve önerdiği direniş prtaiğine atlamadan önce 3 mesele var: işkenceci kim/ne - dil - muhatab almak
işkenceci oradaki polis veya hükümetten çok zannımca 1876'da askerin meclisi kapatmasıyla başlayan (faruk birtek'e selam) askerin rejim üzerindeki tasarruf hakkıyla olağan hale gelmiş paranteze alma hakkı: devlet kendi ideolojik üniter yapısına zarar veren ister islamcı, siter alevi ister solcu olsun her türlü oluşumu parenteze alıp imha etmekten imtina etmiyor. bu anlamda sorun AKP'yle özdeşliştilirse solun, islamcılığın veyahut bu ülkede demokratik haklarını yaşamak isteyendiğer grupların ortak hareketinin önü kesilmiş olur, kesiliyorda. [bkz. susan buck-morss Thinking Past Terror: Islamism and CriticalTheory on the Left versus türkçeye de çevirmiş "Küresel Bir Karşı Kültür"]
dil: ... (bir yası mı söyleyecek yoksa terörün karşısında ölümün tehdidine selam mı verecek?)
muhatab almak: taşla sopayla mı yoksa kalemle mi? dil sorusuna alenen bir cevabım yok dolayısıyla neyi nasıl muhatab almak gerektiğinde de kaygılıyım. öncelikle bireylerden bağımsız metafizik bir düşünce heyulası yok. ama aynı şekilde bireylerin de boyun eğdiği bir tahayyül var. zannımca muhatab alınması gereken resmi söylemin gelecek tahayyülünün hedef alınması. "laik hukuk cumhuriyeti" olmuyor çünkü islamcılar var komünistler var... tam da burada denilmesi gereken olmuyor çünkü siz varsınız. siz kim?
Post a Comment